Tüccar Ahtapot
Okyanusta masmavi bir hayat yaşanıyordu. Yunus balıkları güler yüzleriyle karşılaştıkları herkese selam verir, kedi balıkları mahalle kasabının önünden bir an için olsun ayrılmazlardı.
Altı kollu ahtapot sabahın erken vaktinde dükkânını açar, müşteriler gelmeden köşe bucak temizlik yapardı.
Tüccar ahtapotun hayattaki en önemli amacı okyanusun zengin esnafı olmaktı.
Üç tane kalbi, altı tane kolu ve iki tane bacağı olmasına rağmen Allah'ın kendisine verdiği nimetleri bir türlü görmüyordu.
Âdeta içindeki servet hırsının esiri olmuş, sadece kollarının ve bacaklarının daha uzun olmasını istiyordu.
Kolları ve bacakları ne kadar uzun olursa okyanustaki canlılar üzerinde o kadar hâkimiyet kurabileceğini düşünüyordu.
Ahtapot bütün vaktini ticaretle geçiriyor, eşine ve çocuklarına hemen hemen hiç vakit ayırmıyordu.
Kendisinden yardım isteyen balıkları "Hadi, hadi Allah versin." diyerek dükkânından kovuyordu.
Boş vakitlerinde biriktirdiği paraları saymak onu çok eğlendiriyordu.
Günler ardı ardına geçiyordu.
Tüccar ahtapot yiyordu, içiyordu, daha uzun kollu bir ahtapot olabilmek için yüksek kalorili yiyeceklere israfa varan harcamalar yapıyordu.
İlk zamanlar her şey ahtapotun istediği gibi gidiyordu.